İşimi Yapmaya Çalışırken

Günün önemli bir bölümünü bu şekilde kaybettikten ve olanlardan sonra kafası iyice karışmış bir halde, Emin Beyin odasına gittim. Biraz sohbet ettik. O da ne olup biitiğini anlamaya çalışıyordu ama söylediklerinden benimle ilgili Bakanlıkta oluşan muhalefetin gün geçtikçe arttığını anlamıştım. Bu muhalafetin Bakanın kafasını da karıştırdığı kesindi.

Ertesi gün, Köy Hizmetlerinde ayarladığım ofiste çalışmalarıma devam ettim. Bu çalışmalara zaman zaman Danışmanlar da bizzat veya telefonla katılıyordu. Aramızda yukarıdaki bilgi notuna da yansıyan görüş ayrılıkları olduğu kesindi. Şartnamenin her bölümünü analiz ediyor ve Bakanlık için gerçekten gerekli sistem ne ise onun kurulmasına ve gereksiz donanım ve yazılım alımını mümkün olduğu kadar önlemeye çalışıyordum.

Bakanlığa geldiğim bir sabah (bunun tam tarihini maalesef hatırlamıyorum, notlarımın arasında da bulamadım), 13. kata Bilgi ve İşlem Dairesine gittiğimde daha kapıdan girer girmez herkesin önceki günlere göre daha garip olduklarını hissetmiştim. Ümit Beyin odasına yöneldim. Oda boşaltılmıştı. O arada gelen Özlem Hanım, Ümit Beyin görevden alındığını ve odayı boşalttığını söyledi. Ayrıca sabah geldiklerinde Bilgi İşlemin ana kapısının kapalı olduğunu ve kendilerinde bulunan anahtarlarla kapıyı açamadıklarını, daha sonra Bakanlık İdari İşler Müdürünün gelip kapıyı açtığını ve böylece içeri girebildiklerini söyledi. Hayretler içindeydim. Özlem Hanım, ayrıca, kapıyı açan kişinin, geldiğimde kendisini aramam için not bıraktığını da söyledi. O kişiyi telefonla aradım. Bana, Bakanın talimatı ile, Ümit Bey odayı boşalttıktan sonra, Bilgi ve İşlem Dairesi Başkanlığının anahtarlarını aldığını ve kapı kilitlerini değiştirdiğini, yeni kilide ait anahtarın da bana verilmesi için talimat aldığını söyledi. Hayretim ve şaşkınlığım iyice artmıştı. Uzun yıllar görev yapmış bir Daire Başkanına ve o dairede çalışan personele yapılan bu muamele hiç hoşuma gitmemişti. Bu Bakanlık nasıl bir yerdi ve yöneticileri nasıl insanlardı. Aklım havsalam almıyordu. Biraz sonra söz konusu kişi gelerek, anahtarı bana verdi. Daha sonra personelle yaptığımız görüşmede, kendilerine yapılan bu muameleyi fazla önemsememelerini, kendileriyle bir ilgisinin olduğunu düşünmediğimi, ve anahtarın çoğaltılarak eskiden olduğu gibi belli kişilere dağıtılmasını söyleyerek, anahtarı Özlem Hanıma verdim. Personelden bazıları akşam geç saatlere kadar kalıyorlardı ve hafta sonları gelip çalışıyorlardı. Bu kişilerden anahtar saklamak çok anlamsızdı. Bu hadisenin, aslında Ümit Beyin sağda solda yaptığı gereksiz konuşmalar ve verilerin kaybolma ihtimali üzerine yaptığı spekülasyonlardan kaynaklandığını anlamıştım. Sayın Bakan veya Bakan adına hareket eden kişiler, Ümit Bey görevden alınınca, kendilerince sistemi emniyete almışlardı, ama her şeye rağmen yapılan çok çirkindi. Benzer bir hadisenin ilerde benim de başıma geleceğini nereden bilebilirdim?

Bir süre sonra Ümit Beyin Başkanlık görevinden alınmadığını ve yalnızca bir süre için Personel Genel Müdürlüğüne geçici olarak görevlendirildiğini anlamıştım. Bu bile Bakanlıktaki karar mekanizmasının aslında kararsızlık mekanizması olduğunun en güzel örneklerinden biriydi. Ümit Bey için üzülmüştüm ama benim yapabileceğim bir şey yoktu. Kendi işime bakmalıydım.

7 Nisan 2003 tarihinde yine Sayın Bakanın odasında yaptığımız görüşmede bana tekrar ilişkilere dikkat ederek işimi yapmam konusunda talimat verildi. Bu konuşmalara sabrım kalmamıştı ama Bakana ne diyebilirdim. Sadece;
- “Sayın Bakanım, ben kimseyi kırıp dökecek bir şey yapmadım, ama çalışmalarımız ilerledikçe bazı insanlar ortaya çıkan durumdan hoşnutsuzluk duyabilir. Bu da son derece doğal. Bu tür yorumlara itibar edilecekse sizden istirham ediyorum. Beni bu görevden alın, eğer edilmeyecekse, artık buna bir son verilsin. Çünkü ben yaptığım bütün çalışmayı herkesin gözü önünde yapıyorum ve herkesle tartışmaya da hazırım.” diyebildim.

Bakan, her zamanki sakin ve nazik tavrıyla, bunları normal karşıladığını ve kendisi açısından bir sorun olmadığını, işime devam etmemi, bir kaç gün içinde, yaptığım çalışma ile ilgili bir bilgi notu hazırlayarak kendisine vermemi, özellikle önceki şartname ile ortaya çıkan farklılıkları görmek istediğini söyledi.

Danışmanlarla çalışmalarım devam ediyordu. Konuşmalarımızda ortaya çıkan görüşler doğrultusunda düzeltme yapıyorlar ve bu dökümanları e-posta ile bana ulaştırıyorlardı. Bu anlamda Nusret Bey tarafından gönderilen iki mesajı aşağıda veriyorum.

Kimden: “Nusret Guclu” nusretguclu@tns.com.tr
Tarih: 07 Nisan 2003 Pazartesi 15:07
Kime: “Murat Özden” dmozden@khgm.gov.tr
Konu: ver1
Ek: arip20030406.zip
TKB`nin gönderdiği son şartname üzerine pazar günü benim yaptıklarım. Her
gün bir versiyon çıkacak… Bugünkü ve yarınki işimiz, yazılımı şartname
dışına almak, diğer maddeleri de etkileceği için biraz dikkatli olmamız
gerek. Selamlar, Nusret
Kimden: tns@ttnet.net.tr
Tarih: 08 Nisan 2003 Salı 23:37
Kime: esat_eryilmaz@yahoo.co.uk; canunver@tns.com.tr; dmozden@khgm.gov.tr
Konu: yeni versiyon
Ek: arip.zip
Indent`leri kaldırılmış maddeleri gözden geçirdim…

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.