Bu açıklamamı müfettişlere vermeye gittiğimde olayın yalnızca benim verdiğim 13.05.2003 tarihli dilekçe olmadığını anlamaya başlamıştım. Çünkü müfettişler, başka bazı dilekleçelerin de olduğunu ve kendi görevlendirme Olur`larında bunların da yer aldığını söylemişlerdi. Bunlardan iki tanesini de bana ellerindeki Olur`dan okumuşlardı. Birisi, benim üç kişiyi araçtan indirmemle ilgiliydi. İkincisinde ise, Cemalettin Güçer ve Yüksel Dizdar adlı kişilerin verdikleri dilekçe ile benim hak ettikleri bir parayı kendilerine ödemediğimi iddia ettikleri ifade ediliyordu. Bu ve buna benzer bazı iddiaların APK Daire Başkanı tarafından verilen dilekçelerle kendilerine intikal ettiğini de söylemişlerdi. Bu iki iddiayı da hemen o anda müfettişlere izah ettim ve bu konular, müfettişler tarafından bir daha hiç bir zaman gündeme getirilmedi ve tarafıma yazılı olarak sorulmadı. Daha iyi anlaşılması için bu iki iddiayı da biraz açıklamak istiyorum.
Birinci konu, ikisi benim personelim üç kişiyi oturduğum lojmanın önünde bulundukları araçtan indirip aynı araçla Bakanlığa gitmemle ilgiliydi. Bir sabah, saat 08.50 civarında işe gitmek üzere evde hazırlanırken ev telefonum çaldı. Arayan APK Dairesinin Sekreteri Sevinç Hanım`dı. Bakanlıktan aradıklarını ve Bakanın beni acilen beklediğini söylüyordu. Biraz sonra cep telefonumdan da aradılar. Özel Kalem Müdürü Turgut Türkeş, Bakanın beni çok acele beklediğini söylüyordu. Bunun üzerine, Sevinç Hanımı aradım ve daireye kadar gelip zaman kaybetmek yerine aracı eve göndermesini istedim. O da tamam dedi. Hızlıca hazırlanıp aşağı indim ve lojmanın önünde beklemeye başladım. Özel Kalemin telefonları devam ediyor ve benden acele etmemi istiyorlardı. Bu haldeyken bir kaç kere daha Sevinç Hanımı arayıp aracı sordum. Sevinç Hanım, aracın daireden ayrıldığını ve Murat Bayat adlı arkadaşın da içinde olduğunu söyledi. Bunun üzerine Murat Bayat`ı cep telefonundan aradım ve acele etmesini istedim. Yolda olduklarını ve hemen geleceklerini söyledi. Bizim kampusu bilenler çok iyi anlayacaklardır. APK`dan lojmanın önüne bir aracın gelmesi en çok iki dakika sürer. Ama araç ortada yoktu. Saat 09:15 sıralarında nihayet araç uzaktan göründü, ama benim bulunduğum yöne değil arka sıradaki lojmanlar yönüne gitti. Murat Bayatı tekrar aradım. Sebahattin Beyi (Keskin) almak üzere onun evine gittiklerini ve kendisini beklediklerini söyledi. Bu arada Bakanlıktan üst üste telefonlar geliyor ve Bakanın acilen başka bir yere gideceği ve gitmeden önce beni görmek istediği söyleniyordu. Aracın gecikmesine doğal olarak son derece sinirlenmiştim. Nihayet araç 09.25 civarında uzaktan göründü. Benim evimin önüne geldiklerinde içinde şoför hariç üç kişi olduğunu gördüm. Bunlardan ikisi benim personelim diğeri ise başka Dairede çalışan bir arkadaştı. Bana, MTA`daki Harita Kurultayına gideceklerini söylediler. Sanki Köy Hizmetlerinde başka araç yokmuş gibi bu arkadaşlara aynı aracın verilmesine kızmıştım. O sinirle üçünü de araçtan indirdim ve acelem olduğunu, kendilerinin başka araç almasını söyleyerek aynı araçla Bakanlığa gittim. Sonradan anladığıma göre, araç bir süre Murat Bayat`ın daireden çıkmasını, sonra diğer dairedeki arkadaşın gelmesini, ve en son da Sebahattin Beyin evinden çıkmasını beklemiş ve o nedenle gecikmiş. Önce, yaptığımdan biraz pişman olmuştum ama bunları duyunca kendi kendime az bile yapmışım dedim. Sonradan, APK Başkanı benim aleyhime iftiralar atmaya başlayınca, bu arkadaşlar da, ya gönüllü olarak ya da baskı ile dilekçe vermiş ve beni şikayet etmişler ve hatta kendilerine küfür ettiğimi iddia etmişler. Bunu duyduğumda çok gülmüştüm. Eğer ben kendilerine küfür ettiysem, neden hemen gereğini yapıp o anda ya da sonra karşılık vermediler ya da hemen üst makamlara şikayet etmediler de, olaydan çok sonra birilerinin teşvikiyle böyle bir dilekçe verdiler? Bu nasıl delikanlılık tı? Bunları müfettişlere olduğu gibi anlatmıştım.
Müfettişlerin Olur`dan okudukları ikinci iddia da çok ilginçti. Yüksel Dizdar ve Cemalettin Güçer adlı kişiler idareye dilekçe vermişler ve benim kendilerini danışman olarak çalıştırdığımı ve paralarını vermediğimi iddia etmişler. Yüksel Bey, Topraksu`da da çalışmış ve daha sonra Tarım Bakanlığından emekli olmuş biriydi. Cemalettin Bey de bir süre aynı Şubede beraber çalıştığımız ve daha sonra emekli olmuş bir abimizdi. Çölleşme İle Mücadele Sözleşmesi kapsamında Ulusal Eylem Programını hazırlamak üzere, Ulusal Koordinasyon Biriminde bir türlü gelişme sağlayamayınca, buna alt yapı hazırlamak üzere “Türkiye Toprak ve Su Kaynakları” adıyla bir rapor hazırlatmaya karar vermiştik. Bu dönemde Tarımsal Araştırma Projesi de aktifti ve Danışmanlık kategorisinde bir miktar paramız vardı. Proje kapsamındaki Danışmanlık işlerini, yaptıkları Sözleşme gereği Lincoln Int. adlı bir şirket yürütüyordu ve bu şirketin Türkiye`deki işlerini ise Agrin Ltd. yapıyordu. O ana kadar Köy Hizmetlerinin istihdam ettiği onlarca yerli ve yabancı danışman için uygulanan prosedür ne ise bu konuda da aynı prosedürü uygulayıp, iki adet danışman istihdam edilmesini istemiştik. Firma da ikisi de emekli olan bu kişilerle yaptığı iki aylık sözleşme çerçevesinde bu hizmeti yerine getirdi. Karşılığını da gönderdiği Fatura ile aldı. Danışmanlara yapılan ödemelerin hiç bir şekilde bizimle bir ilgisi yoktu ve bu adamların paralarını firmadan almış olmaları gerekiyordu. Bu iddia ortaya atılınca, önce firmanın bu kişilere ödeme yapmamış olabileceğini düşünmüştüm. Bunun böyle olmadığı anlaşıldı. Her ikisinin de imzaladığı belgeler paralarını kuruşuna kadar aldıklarını gösteriyordu. Peki, bu kişiler o dönemde neden ne Firmaya ne de Genel Müdürlüğe başvurmamışlardı da çalıştıkları tarihten iki yıl sonra ortaya çıkmışlardı? Müfettişlerden bu kişilere bu soruyu sormalarını istedim ve kendilerine konu ile ilgili bizde bulunan bütün dökümanları verdim. Bir daha da bu konu bu müfettiş heyeti tarafından gündeme getirilmedi ve bana sorulmadı. Bu kişilerin gerçekte ne iddia ettiklerini bilemiyordum. Verdikleri dilekçeleri müfettişler bana göstermemişlerdi. Elimde müfettişlerin konuşmalarından başka somut bir belge yoktu. Bu nedenle de bu konuda yapmayı düşündüğüm diğer eylemleri sonraya bırakmıştım.