Olayların Kısa Özeti

13 Eylül, 2006

Bu site amirlerinin talimatları çerçevesinde görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir Devlet Memurunun, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde görev yapan bazı yetkili insanlar ve onların işbirliği yaptığı bir kısım çıkar çevreleri tarafından düzenlenen bir kampanya ile yok edilmeye çalışılmasının hikayesini anlatmaktadır. Bu sürecin ana hatlarını belirtmek gerekirse;

1. Uzmanlığımdan yararlanılmak üzere 19 Şubat 2003 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nda düzenlenen bir toplantıya çağrıldım.

2. Toplantıda, Doğrudan Gelir Desteği konusunda 2001 ve 2002 yıllarında meydana gelen yolsuzlukları önlemek üzere Dünya Bankasından alınmış bir kredi ile Çiftçi Kayıt Sistemi oluşturulması yönündeki Bakan talimatı tartışıldı.

3. Bilişim, Coğrafi Bilgi Sistemi ve Uzaktan Algılama konularındaki deneyimlerim nedeniyle, toplantıya başkanlık eden TAGEM Genel Müdürü Hasan Ekiz tarafından Komisyon Başkanı olarak görevlendirildim.

4. Komisyon olarak yaptığımız çalışmada, o güne kadar yapılmış işlemlerde bazı olumsuzluklar belirledik ve bunların tüm detaylarını Sayın Bakana verilmek üzere Bilgi Notu olarak TAGEM Genel Müdürüne sunduk.

5. Bir süre sonra, Bakanlığın bu tür işlerini koordine etmek üzere Bakan Danışmanı olarak görevlendirildim.

6. Yeni görevim çerçevesinde, ilk olarak daha önce hazırlanmış ve Dünya Bankasına gönderilmiş olan ve tahmini bedelinin 20 milyon USD olduğu söylenen ancak bazı firmalara yönelik olarak hazırlandığı ve bazı gereksiz alımlara neden olacağı açık olan Şartnameyi geri çektirip, yeniden ele aldım.

7. Nisan 2003 sonuna kadar devam eden yoğun çalışmalar sonucunda kapsamını daha da genişleterek hazırladığım ve sektördeki en az 3-4 markanın rahatlıkla teklif verebileceği yeni şartname, 10.5 milyon USD tutarındaki tahmini bedeli ve diğer belgeleri ile birlikte Sayın Bakana arz edilmiştir.

8. Ancak bu süre içinde, beni yıpratmak ve yaptığım işi engellemek üzere önce siyasi olarak “solcu” olduğum, ardından “Köy Hizmetlerinde yolsuzluğu tescilli” biri olduğum yönündeki pek çok dedikodu, söylenti ve iftiraya maruz kaldım.

9. Bu konudaki Sayın Bakan da dahil olmak üzere Bakanlık yetkililerine sözlü olarak yaptığım sayısız başvuru ve yüzleşme talebim dikkate alınmadı ve Mayıs 2003 tarihinde Şartname ile ilgili bütün hazırlıklar tamamlanmışken Proje, o zamanki Müsteşar Vekili imzasıyla üç ay ertelendi.

10. Yetkililerin bu davranışları, Bakanlıkta bana karşı oluşturulan fiili durum ve hakkımda çıkarılan söylentilerin artarak devam etmesi üzerine, 13 Mayıs 2003 tarihinde çalıştığım kuruma yani KÖy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurarak, o ana kadar yaptığım her işin arkasında olduğumu belirttim ve Müdürlüğünü yaptığımı Şubenin incelenmesini istedim.

11. Bu tarihten sonra, objektif bir inceleme yapılıp gerçeklerin ortaya çıkmasını beklerken tam tersine çalıştığım kurumun yetkilileri ve bazı müfettişleri tarafından tamamen taraflı ve ön yargılı bir süreç başlatılmıştır.

12. Benden yaptığım işlerle ilgili bilgi alınmasını beklerken, 29 Mayıs 2003 tarihinde, incelemenin sağlıklı yürütülmesi gerekçe gösterilerek tam 6 ay sürdürülen bir geçici görevle iş yerimden uzaklaştırıldım.

13. Ben uzaklaştırıldıktan sonra Şubedeki personelime her türlü baskı uygulandı. Tehdit edilerek ellerinden gerçeğe aykırı dilekçeler ve tutanaklar alındı ve bunlar inceleme konusu yapıldı.

14. Bu konuda yaptığım tüm başvurular görmezden gelindi ve işlem yapılmadı, tam tersine personele yapılan bu baskıların normal bir idari tasarruf olduğu bana dönemin Köy Hizmetleri Genel Müdür Vekili tarafından yazılı olarak bildirildi.

15. Yönetim Kurulu üyesi olarak uzun süre görev yaptığım Türkiye Toprak İlmi Derneği dahi bu olaylara karıştırıldı ve İçişleri Bakanlığına şikayet edildim. Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından Derneğin son 5 yıllık faaliyetleri ve hesapları incelendi.

16. Birleşmiş Milletler Uzmanı ve tek Türk olarak yer aldığım UNCCD Bilim ve Teknoloji Komitesinden çıkarılmam ve yerime kendi adamlarının konulması yönünde yapılan girişim bile tek başına incelenmesi gereken bir konudur. Bu girişim sonucu, uzmanlar listesinden Türkiye çıkarılmış ve yerine Hollanda konulmuştur.

17. Altı ay süren bu inceleme süresince benden yalnızca TEK bir konuda açıklama ve ardından da savunma istendi.

18. Bu konu etrafında oluşturulan senaryo ile, merkezinde ben olmak üzere bir çok kişi suçlandı. Ancak, bazı kişiler özellikle dışarda bırakıldı. Örneğin ben ve astlarımdan bazıları suçlu ilan edilirken, imzası olmadan hiç bir faaliyetimizin icraya dönüşmeyeceği açık olan Daire Başkanı H.İbrahim Yılmaz suçsuz ilan edildi.

19. Bu inceleme sonucunda;

a. Müfettişler tarafından benim de teknik üye olarak yer aldığım İhale Komisyonu Başkan ve üyeleri için önerilen ve İdare tarafından uygun görülen “Soruşturma İzni Verilmesi” kararı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından İPTAL EDİLMİŞTİR.

b. İhale Komisyonunun Maliye üyesi hakkında İdare tarafından Maliye Bakanlığına yapılan suç duyurusu üzerine yapılan incelemede ise bu ihalenin usullerine uygun olarak yapıldığı tespit edilerek komisyonun Maliye üyesi için hiç bir işlem yapılmamıştır.

c. İdari olarak 24 kişiye verilen Kınama cezalarından BENİM CEZAM DIŞINDA herkesin cezası Köy Hizmetleri Disiplin Kurulu tarafından kaldırılmıştır. Disiplin Kurulunun, aynı iddia ile suçlanan İhale Komisyonun Başkan ve üyelerinin Kınama cezalarını kaldırırken benim cezamı kaldırmaması nedeniyle Disiplin Kurulu Başkan ve üyelerinin haksızlık yaptıkları ve görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle Bakanlığa yaptığım itiraz için hiç bir işlem yapılmamıştır.

d. Aynı müfettiş raporuna dayanılarak Şube Müdürlüğü görevinden alındım.

e. Bu sitede tüm ayrıntılarını verdiğim gibi konudan tamamen habersiz Bilirkişi raporlarına dayanarak ihale fiyatının olması gerekenden yüksek olduğu iddiasıyla bizden 425 milyar TL tazmin edilmek istenmiştir. Aynı konuyu Genel Müdür yönünden inceleyen Bakanlık müfettişleri ise, ihalenin usullerine göre yapıldığına ve tazminin söz konusu olamayacağına karar vermişlerdir. Bu konuda Köy Hizmetleri Hukuk Müşavirliğine yaptığım itirazda, konunun Yüce Türk Adaletine intikal ettirilmesinden son derece menun olacağımı, gerçeklerin ancak böyle ortaya çıkabileceğini belirtmiştim.
Ancak İdare bu konuyu yargıya götürmekten kaçınarak bir süre sonra bize yazdığı bir yazıyla bu işlemden sarfınazar edildiğini bildirdi. Avukatım aracılığı ile İdareye tekrar başvurarak işlemden sarfınazar edilemeyeceği ve bu konuda ısrarlı oldukları takdirde, söz konusu suçlamaya dayandırılarak hakkımda yapılan bütün işlemlerin iptal edilmesi gerektiğini bildirdik. Şu ana kadar İdareden bir ses çıkmadı.

20. Bu arada Bakanlıkta, benim uzaklaştırılmamdan sonra ve aradan bir yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen, benim ve birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımın yaptığından daha doğru ve daha ucuz bir şartname hazırlanamamış olup, daha önce oynanmaya çalışılan senaryonun aynen devam ettirilmeye çalışıldığını ve borç alınarak sağlanan bu kaynağın bir kısım firmalara peşkeş çekilmek üzere bazı hazırlıklar yapıldığını yalnızca ben değil, Bakanlıktaki herkes söylemektedir. 2005 yılında hazırlanan bu oyun yürürlüğe konulmuştur ve zaten var olan bir program için ihale yapılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda özetle vermeye çalıştığım olaylar karşısında, yaptığım tüm başvurular sonuçsuz kaldığı ve görev yaptığım Bakanlık da dahil hiç bir merciden ilgi görmediğim için, bir internet sitesi hazırlamayı ve gerçekleri tüm insanlarla paylaşmayı düşündüm. Bu güne kadar bu sitede yer alan hususların yanlış veya maksatlı olduğuna dair, ne Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ve ne de Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden tek bir itiraz almadığım gibi, siteyi okuyan vatansever insanlardan da övgü dolu destek mesajları aldım. Bunlar sitenin “Boşvermeyenler” bölümünde yer almaktadır.

Söz konusu sitede, yaklaşık bir yıldır süren bu olaylarla ilgili tüm belge ve bilgiler ve benim anılarım yer almaktadır. Tarafımdan, Devletimizin çıkarlarına aykırı veya zarar verecek hiç bir bilgi veya belge yayınlanmamış olup, bütün belgeler ben de dahil pek çok kişinin zaten bildiği veya istendiği takdirde kolayca erişebileceği yazışmalardan ibarettir. Bu bilgi ve belgelerin, yöneticiler tarafından Devletimizin kaynaklarının nasıl heba edildiğini gösteren bir döküman olarak kabul edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını beklerken, bunların yayınlanmasından rahatsız olunması ve hakkımda bu siteden dolayı ayrıca soruşturma açılması ilginçtir.

Sitede yer alan hiç bir ifademde kesinlikle kişilere ve kurumlara hakaret kastı güdülmemiştir. Benim yaşadığım ve halende yaşamaya devam ettiğim sıkıntılı bir süreçte, hakkını yasal yollardan aramak dışında bir seçeneği olmayan bir Devlet Memuru olarak, o anki ruh halimi anlatmak üzere siteye koyduğum bir şiirden yola çıkılarak bazı kişilere hakaret ettiğim iddiası doğru değildir. Görevini yasal ölçüler içinde ve objektif olarak yapan Kamu görevlilerine her zaman saygı duymuş biri olarak böyle bir tavır içinde olmam mümkün değildir. Ancak bu şiirden kendince bir takım algılar çıkarıp kendilerini muhatap kabul edenlerle ilgili benim yapabileceğim bir şey bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi için lütfen Bölümleri okuyunuz.

Saygılarımla…


Beleşçiler

13 Eylül, 2006

Bilindiği gibi, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne ait Lojmanlarda oturanlar, yakıt giderlerini, oturdukları lojmanın büyüklüğüne göre paylaşmaktadır. Ancak, İdarenin ve Lojman Yönetiminin bu konuda yaptığı sayısız uyarıya rağmen, bazı kişilerin evlerine ilave radyatör takdırdıkları söylenmekte, bu durumun diğer evlerin ısınmasını olumsuz etkilediği gibi, sisteme de zarar verdiği ifade edilmektedir.

2003 yılının Ekim ayı başında, 5. Blokta oturan H.İbrahim Yılmaz, makam ve mevkisinin verdiği güce dayanarak ve İdarenin elemanlarını ve malzemelerini kullanarak, Doğu – Güney cephesindeki evine ilave radyatör taktırmıştır. Sonra da yapılan işe yasal kılıf oluşturmak üzere ve evinde ısınma problemi olduğunu iddia ederek, İdari ve Mali İşler Dairesine 07/10/2003 tarih ve 8289 kayıt numaralı dilekçe ile başvurmuştur. İdari ve Mali İşler Dairesi bu dilekçeyi 08/10/2003 tarih ve 8314 sayılı yazı ile Köy İçi İnşaat Dairesi Başkanlığına göndermiş ve konunun incelenmesini istemiştir. Bu incelemenin yapılıp yapılmadığı hususunda bir bilgi bulunmamaktadır.

Daha sonra bu konudaki söylentiler ayyuka çıkınca İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı tarafından 20/01/2004 tarihinde kurulan bir komisyon vasıtasıyla, tüm lojmanlardaki radyatörler tek tek sayılmıştır. Sayım sonucunda, lojmanların büyük çoğunluğunda her odada 1-2 dilim EKSİK radyatör olduğu, ancak 5. Blokta bulunan birkaç daire dışında H.İbrahim Yılmaz da dahil bazı yetkililerin oturduğu dairelerin bazı odalarında 30 adete varan FAZLA radyatör dilimi bulunduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca, H.İbrahim Yılmaz dışında evinde fazla radyatör bulunan ev sahiplerinin, bunları, kendilerinin taktırmadığı ve kendilerinden önce o lojmanda oturan kişiler tarafından bu işlemin yapıldığı da ifade edilmektedir.

Bu incelemenin sonucunda ortaya çıkan rapor, Köyiçi İnşaat Dairesi Başkanlığı tarafından 19/02/2004 tarih ve 0167 sayılı yazı ile İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığına gönderilmiştir.

Nihayet fazla radyatör dilimlerinin sökülmesi ve eksiklerin takılması yönünde Eylül 2004 `te alınan bir Olur`la harekete geçilmiş ve 5. Blok`taki H.İbrahim Yilmaz`ın bir yıl önce taktırdığı fazla radyatörler de dahil olmak üzere tüm fazlalıklar sökülmüş ve diğer dairelerdeki eksikler ise takılmıştır.

Başlangıçta evinin ısınmadığını belirterek dilekçe veren H.İbrahim Yılmaz, taktırdığı fazla radyatör dilimleri sökülünce bu iddiasında ısrar mı etmiştir? HAYIR

Sonuç olarak, H.İbrahim Yılmaz`ın, makamından aldığı gücü kullanarak, oturduğu lojmana hiç bir zorunluluk olmamasına karşın ilave radyatör taktırdığı ve yaklaşık bir yıl boyunca diğer lojman sakinlerinin verdiği yakıt parasını haksız yere kullandığı ortaya çıkmıştır.

Şimdi size soruyorum;

Sizce başı secdeden kalkmayan H.İbrahim Yılmaz nasıl biridir?


Bu Sitenin Amacı Ne?

13 Eylül, 2006

Bu sitede, 2003 yılı itibariyle 23 yılı aşan devlet hizmeti boyunca doğru dürüst izin kullanmamış, hafta sonlarını bile ofisinde ya da arazide çalışarak geçirmiş, kendi çapında kurumuna ve dolayısıyla halkına hizmet ettiğini düşünen bir Devlet Memuru ile ilgili, 2003 yılı Şubat ayında Tarım ve Köyişleri Bakanlığından gelen bir telefonla başlayan ve halen devam eden bir sürecin hikayesini bulacaksınız.

Dünya Bankası kredisi ile yürütülen Tarımsal Reform Uygulama Projesi – ARIP ile ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ilgilendiren kangren olmuş sorunlarının çözümü için 28 Mart 2003 tarihinde Bakan Danışmanı olarak görevlendirildikten sonra, yürüttüğüm çalışmalardan rahatsız olan bir kesimin kampanyası ile başlayan, daha sonra Şube Müdürü olarak görev yaptığım Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne sıçratılan, ihale tezgahlarına engek olduğum için hakkımda çıkarılan dedikodular üzerine 13 Mayıs 2003 tarihinde görev yaptığım Şubenin ve dolayısıyla yaptığım tüm işlerin incelenmesi için verdiğim dilekçeyi fırsat bilerek ellerindeki her imkanı aleyhime kullanan bir grubun çabasıyla doruğa ulaşan ve halen devam eden bu süreçte, kendimi, bütün çabalarıma rağmen çalıştığım kuruma ait resmi kanallarda ifade etme olanağı bulamadım. Konuştuğum yetkililerin bir kısmı ellerinden bir şey gelmediğini söyledi, bir kısmı yüzüme karşı “sen bizim mahallenin çocuğu değilsin, kusura bakma” dedi, yazdığım dilekçelere cevap verilmedi. Ben doğruları anlattıkça onlar üzerime geldiler, iftira ettiler, çamur attılar. Uydurma suçlar icat edip hakkımda soruşturma açtılar. Her tülü belgeyi ve bilgiyi önlerine attığım halde dinlemediler ve bana ceza vermeye sindirmeye kalktılar.
Olan biten hadiselerin üstünün örtülmesine seyirci kalamazdım. Her şeyi kamunun bilgisine sunmak üzere bu siteyi hazırladım. Yaptığı işlerden emin olan, şerefi ve namusu için yaşayan bir Devlet Memuru başka ne yapabilirdi?

Muhtemelen bir çok kamu çalışanının başına gelen bu tür olayların, bir süre sonra bıkkınlığa ve yılgınlığa düşerek, peşinin bırakılması, ne yazık ki, kamudaki akıl almaz uygulamaların devam etmesinden başka bir işe yaramıyor.

Çok sıkıntı çektim, aynı kurumda görev yapan eşim ve çocuğum da benimle birlikte büyük sıkıntılar yaşadılar. Biz bütün bu sıkıntılara rağmen başımız dik gezerken onlar bu sitede yazdıklarıma tek kelime edemiyorlar, yanlış diyemiyorlar, iftira diyemiyorlar. Olanları yok sayıp, görmezden gelip, bu saltanatın sonsuza kadar süreceğini zannedip makam koltuklarında keyif yapıyorlar. Ancak bugün olmasa da yarın yaptıklarının hesabını adalet önünde mutlaka verecekler…